aynurun kölesiyim

Merhaba Kölesi olduğum insan benim kız arkadaşım Aynurdu. Simsi size bu olayı anlatmak istiyorum. Aynurla çok iyi arkadaşlığımız vardı. İkimizde kendimizi birbirimize o kadar yakın biliyoruz ki hangimizin bir derdi olduğu zaman onu paylaşırız. Yani bir sözle Aynurla aram çok iyidi. Aynurun ayakları çok güzeldi. Hayatim boyu gördüğüm en güzel ayaktı o parmakları yumsacik tabanları kırmızı ojeli parmakları harikaydı. Aynuru ne zaman görsem ilk önce onun ayaklarına bakarım. Aynur bana hemen bize gel seninle bir konuşacağım diye beni çağırırdı ben hemen onlara giderdim. Aynur evde her zaman çıplak ayakla dolaşır. Aynur kisin bu gününde çıplak ayakla usumuyormusun derdim oda bana hayır böyle çok iyi derdi. Aynurun ayakları bakımlı ayaklardı. Ne zaman Aynurun ayaklarına bakdigimda hep bakımlı görüyordum bu da benim çok hoşuma gidiyordu. Aynur ayaklarımı karşıma koyub benimle konuşurdu. Sanki bana işkence veriyordu, sanırım Aynurda benim onun ayaklarına baktığımı fark etmisdi. Bu gün evde oturmuş Aynurun ayaklarını düşünüyordum birden telefon çaldı. Telefonu kaldırdım arayan Aynurdu bana hemen bize gel seninle konuşacaklarım var dedi bende tatam 10 dakika sonra ordayım dedim. Ve hemen evden çıkıp Aynur gile gitdim kapının zilini çaldım kapıyı Aynur açtı ve beni içeri aldı. Galiba evde yalnızdı evde kimse yokdu. Sorusdum evde kimse yokmu bana hayır annemle babam halamgile gitti kimbilir ne zaman gelirler dedi. Yine Aynurun ayaklarında çorap yokdu ve bu sefer dik tabanlı bir tellik giymisdi. Aynurun ayakları terliğin içinde çok iyi duruyordu Aynura çok yakışmıştı. Bana otursana dedi ayakda kalma dedi ne içersin dedi bende cay istedim. Ben salonda oturdum ve Aynurda mutfağa cay demlemeye girdi. 5 dakikadan sonra Aynur elinde 2 bardak çayla geldi karşıma oturup bir ayağının obur ayağının üstüne attı. Sanki bana ayaklarını gösteriyormuş gibi bana geliyordu. Çayımızı içerken Aynur sohbete başladı. Bana keşke benimde bir kölem olsaydı dedi ve ayaklarının yalanılmasını çok istediğini söyledi. Sanki her şeyi biliyordu bana kasten eziyet veriyordu. Bende Aynura öyle birisi yokmu dedim yani köle, o da bana şimdiye kadar yokdu ama simdi olacak. Bende anlamadım nasıl yani olacak Aynur bana gülümseyerek neden her defa beni gorduyunde ayaklarıma bakıyorsun? ayaklarımdan hoşlandığını biliyorum bunu cokdandir fark etmisdim diyordu. Artık Aynur her şeyi biliyordu, peki benden ne istediydi söyledim. O da benim istediyim cevabi vermisdi artık. Bana benim kölem olacaksın dedi. Bende kabul ettim. Aynur ne duruyorsun hadi baslasana dedi ben hemen Aynurun o harika ayaklarının elime aldım ve terliğini çıkardım ve ayaklarını burnuma doğru getirdim bir az terlemişti ama inanın bana harika bir kokusu vardı. Aynur hadi köle ne duruyorsun yala dedi bende hemen Aynurun ayaklarının yalamaya başladım. Ayaklarının öyle yaliyordumki parmaklarının tabanin Aynur ayaklarının dibe kadar ağzıma sokmustu. Tam 1 saat Aynurun ayaklarının yaladım. Aynur bana bu gunlik yeter ben ne zaman istersem senin çağıracağım sen hemen gelip benim ayaklarımı yaliyacaksin dedi bende kabil ettim. Simdi Aynurun telefonunu bekliyorum ne zaman isterse kölesi olmaya hazırım.

esra ablanın kölesiyim

İlkokul ve ortaokuldayken şubat tatillerinde dayıma giderdim. Gündüzleri evde dayımın kızı Esra ablayla kalırdık. Esra abla benden 4 yaş büyüktü, çocukluğumuzdan beri hep oyun oynadığımız için çok yakındık. Yere oturup monopol oynardık. Karşıma eteğiyle otururdu. Oyuna kendini kaptırınca eteği yukarılara doğru sıyrılır beni deli ederdi. Benim baktığımı fark eder ama bişey söylemezdi. Bazen kendi pulunu ayağıyla ilerletirdi, biçimli ayakları ve açılan eteğiyle müthiş bir manzara oluşurdu. O büyük olduğu için genelde hep oyunda daha iyi durumda olurdu. Onun oteline geldiğimde çok para ödemem gerekirdi, o kadar param olmadığı için iflas durumuna gelirdim ama oyun bitmesin diye ona yalvarır ne istersen yaparım derdim. Bazen bana makyaj yapmak isterdi, bazen kendi elbiselerini giydirir öyle oynamamı isterdi. Ona yalvarmam hoşuna giderdi, oyunda kötü duruma düşünce başla bakalım yalvarmaya beni ikna edersen devam ederiz derdi. Bir gün ben yine yalvarırken “oradan olmaz, ayaklarımın dibine eğil ve öyle yalvar” dedi. Ben ayaklarının önünde diz çöktüm, gözümün önünde bir çift çok güzel ayak duruyordu. Sonra ayaklarını öpmemi istedi. Ayağının üstüne bir öpücük kondurdum. O günlük kabul etti. Artık pişti, kız tavlası, her oyun yalvarma seansına dönüşüyordu. Ertesi gün ayaklarının altını öpeyim diye yalvarmaya başladım. Yere yattım ve o her ayağının altını 10ar kez öpmemi istedi. Tam başlamıştım kapı çaldı ve aynı apartmanda oturan arkadaşı burçak abla geldi. Onlar biraz konuştuktan sonra bana dönüp hadi yat yere dedi. Esra abla cezamı burçak ablaya anlattı ve çok güldüler, bense yerin dibine geçmiştim. Ama kızın da hoşuna gitti ve cezamı çekmem gerektiğini söyledi. Yere yattım, Esra abla gelip ayağının altını öptürmeye başladı. İlk ayak bitince “cezanın kalanını burçak versin” dedi. Ben kabul etmedim ama burçak abla çorabını çıkarmıştı bile. Esra abla zorla beni onun oturduğu yere çekti, koltuğun altında kafamı onun ayaklarına bastırdı. Tamam bırak öpücem dedim. Kız ayağını uzattı ve öpmeye başladım ama Esra abla “ayağının altını öpeceksin” diye araya girdi, baştan saymaya başladı. İşim bitince oyun oynayalım dediler. Onlar iki kardeş prenses oldular ben de uşakları sebastiyan. Esra ablamın elbiselerini giyip, takılar takıyorlardı. Sözde bir davete gideceklerdi ve hazırlanıyorlardı. Bana devamlı emir veriyorlardı. Uşak şu ojeyi ver, sebastiyan kırmızı çoraplarımı getir onları giymek istiyorum, kraliçenin (yengemin) topuklu ayakkabılarından getirip giydirmemi istiyorum gibi. Davete giderken ben arabacı oluyordum. Kanepeye 2 sandalye koyup araba yapıyordum. Kanepeye çıkmak için beni yere yatırıp üstüme basıp çıkıyorlardı. Dönüşte her şey tersine işliyordu. Benden ayakkabılarını, çoraplarını çıkarmamı istiyorlardı. Oyunda gece olunca onlar yatağa yatıyordu ben yere. Sabah uyanıp benden yüzlerini yıkamak için su istediler. Tabi ki sadece bununla kalmayıp ayaklarını da yıkamamı istediler. Banyodan getirdiğim boş leğende sözde ayaklarını yıkadım. Yengemin kurabiyeleriyle kahvaltılarını yaptılar ama benim yemem yasaktı. Bana az önce ayaklarını soktukları leğenin içine kırıntılarını atıyorlar, ayaklarıyla ezip öyle yediriyorlardı. Esra ablam çubuk krakerleri ayak parmaklarının arasında bana uzatıp ağzımla aldırıyordu. Sonraki gün sinemaya gideceklerdi. Burçak abla kapıya gelince Esra ablam kapıyı açıp beni çağırdı, ben emekleyerek gelip ayaklarının dibinde ona hoş geldin dedim. Kız “bu hala böyle sürünüyor mu” dedi ve gülüştüler. Burçak abla hemen oyuna katılıp “çekil ayağımın altından” diyip ayağıyla itti beni. Esra abla zaten her bahaneyle üstüme basıyor, itip kakıyordu. Kızınca bir çırpıda çorabını çıkarıp ayaklarını öpmemi emrediyordu. Odadan çoraplarını emekleyerek gidip, ağzımda getiriyordum. Bazen kendi çorabımı ağzımla çekiştirip çıkarmamı ve kendi ayağımı öpmemi istiyordu. Bunu yaparken çok zorlanıyordum, onlar da çok eğleniyorlardı. Sinemaya beni de götürmeleri için ikisinin de ayaklarını 20 kere öpmek zorunda kaldım ama yine de götürmediler. Akşama beni götürmediler diye yengeme şikayet eder gibi oldum, Esra abla durumu toparlayıp beni odaya çekti ve ayaklarını öptüğümü erkeklere söylerim, rezil olursun diye tehdit etti. Bizim okulda üst sınıflarda okuyan bir çocuk vardı mahallede ona söylerim okulda da rezil olursun dedi. Tabi korkumdan bişey söyleyemedim. Sadece başkalarının ayaklarını öptürmemesini istedim, kabul etti. Artık o burçak ablaya gidiyordu ama bana makyaj yapmaya, kız gibi giydirmeye, ayaklarını öptürmeye tatilin ikinci haftası da devam etti. Sonraki sene artık ben kadınların ayaklarından gözünü alamayan, evde annesinin çoraplarını, elbiselerini, ayakkabılarını giyen biri olup çıkmıştım. Gözüm hep Esra ablanın ayaklarındaydı ama artık büyüdüğüm için bu oyunlarımız saçmalaşmıştı. Bir daha hiç ayaklarına dokunamadım. Eskilerden hiç bahsetmiyordu. Ben lisedeyken karşımda ayaklarına oje sürerken konuyu açtım: eskiden nasıl oyun oynardık, ben sizin uşağınız olurdum dedim. Sadece “hııı” diye onayladı. Biraz daha zorladım:burçak ablanın ayakları ne çirkindi di mi? Senin ayakların o zamanlardan beri çok güzel dedim. “Evet, burçaklar afyona taşındı” diye konuyu değiştirdi. O günden beri çok istememe rağmen hiçbir kadının ayaklarını öpemedim…